16 Nisan 2009 Perşembe

Taşındık!

Evet efendim blogum fazla ömürlü olmadı farkındayım. Ama blogger'dan TİKSİNDİM. Artık wordpress'teyim. Bütün girdilerimi de taşıdım oraya.

RSS'lerinizi güncelleyiniz ve beni takip ediniz.

Hımtıfıs yeni blog

15 Nisan 2009 Çarşamba

The Periodic Table of Awesomeness



Poster olarak bastırıp odama asasım var.

Büyük görmek için tıkınız

13 Nisan 2009 Pazartesi

10 Nisan 2009 Cuma

Dave Arneson 1947 - 2009



Geçen sene vefat eden Gary Gygax'den sonra, bu hafta da Dungeons and Dragons'un diğer yaratıcısı Dave Arneson'un ölüm haberini aldık. Gary Gygax'i ölümünden önce biliyordum az da olsa. Ama Arneson'u ilk defa ölüm haberiyle duydum. Kısa bir araştırmadan sonra bugün rol yapma oyunlarında eğleniyorsak bunda büyük payı olduğunu fark ettim. Oyunlara kuralı, sistemi getiren Gygax ise, fantaziyi sokan, rol yapma elementini koyan da aha bu adamdır. O günlere kadar masaüstü oyunlarda gemi, ya da askeri birlikleri kontrol eden oyunculara, "Ya bu askerlerden sadece birini kontrol etseydiniz?" diye sormuştur. İyi de etmiştir efendim. Müteşekkiriz.

5 Nisan 2009 Pazar

Müzik ve Hafıza

Uzun zamandır ara ara fark ettiğim bir olaydan bahsedesim geldi gecenin bu saatinde.

Msn'de Fatih'in "ne dinliyorum" hedesinde Paradise Lost görüp açtım arşivimden, dinlemeye başladım. Neredeyse anında, hiç gecikme, ya da üzerinde düşünme süresi geçmeden 3-4 sene öncesine ışınlandım sanki. Bir ara haftalarca Paradise Lost dinlemiştim. O yaz günlerinin sıcaklığı, eski evimdeki odamın kokusu, daha tarif edemediğim onlarca duyu hücum etti zihnime. Tam olarak anlatamıyorum, farkındayım, kelimelere hakimiyetim o kadar gelişmedi henüz. Hele gecenin bu saati bu kadar karmaşık birşeyi açıklamaya kalkmak salaklık belki ama, yazmak için büyük bir istek duydum.

Başka bir örnek vereyim, bundan yaklaşık bir sene önce, yeni taşındığım evde internet yokken akşamları internet cafede takılırdım, bir iki ay devam etti, neredeyse her akşam oradaydım. Ve hep aynı radyo dinlenirdi, şu an anımsayamadım radyonun adını. Ve LANET OLASI radyoda hep aynı playlist çalardı, döne döne aynı şarkılar. Şimdi televizyonda (özellikle kral tv'de) ne zaman o şarkılara denk gelsem, burnuma bir sigara kokusu gelir. Aylarca o sigara kokusunu soluyarak aynı şarkıları dinledim. Beynim bu iki duyuyu bir şekilde birbirine bağlamış olabilir. Konu hakkında hiçbir bilimsel birikimim yok. Yalnızca bir süre aldığım psikolojik terapide doktorum şundan bahsetmişti. Beyin, bazen gereksiz bilgileri, yanlış bir şekilde birbirine bağlayabiliyor. Aslında alakası olmaması gereken şeyler birer zorunluluk gibi aksedebiliyor zihnimize. Ya da çok doğalmış gibi algılıyoruz. Örneğin, çok kötü bir olayın yaşandığı bir odanın kapısını açarken gözümüzün önüne o olayın gelmesi. Evet muğlak bir örnek oldu. Herneyse bu konuya fazla girmeyeyim, zira çok iyi hatırlamıyorum. Merak edenler için tedavisinin ismini söyleyebilmek isterdim ancak o da zihnimden çıkmış. Yalnızca sağ ve sol kulağa farklı sesler verirken o "yanlış bağlanmış bilgi" öbeği hakkında konuşmak, onu yeniden yapılandırmak gibisinden teknikleri vardı. Psikolojide ne kadar nesnellik oluyorsa bu teknik de o kadar nesnel tabii ki, belki de beni denek olarak kullandı eleman bilmiyorum.

Konuya dönersek, bu ses-duyu bağlantıları da bu şekilde olabilir mi? Paradise lost ile sıcak yaz gününün, ya da pencereden gelen büyükdere caddesinin araba seslerinin ne alakası var? Aynı şekilde Murat Boz ile sigara kokusu nasıl bağlandı? Bunu abartıp, belli bir ses-komut telkini yapılabilir mi? Hipnoz mu oldum ulan ben?! Malkavian'a vurdum iyice