Uzun zamandır ara ara fark ettiğim bir olaydan bahsedesim geldi gecenin bu saatinde.
Msn'de Fatih'in "ne dinliyorum" hedesinde Paradise Lost görüp açtım arşivimden, dinlemeye başladım. Neredeyse anında, hiç gecikme, ya da üzerinde düşünme süresi geçmeden 3-4 sene öncesine ışınlandım sanki. Bir ara haftalarca Paradise Lost dinlemiştim. O yaz günlerinin sıcaklığı, eski evimdeki odamın kokusu, daha tarif edemediğim onlarca duyu hücum etti zihnime. Tam olarak anlatamıyorum, farkındayım, kelimelere hakimiyetim o kadar gelişmedi henüz. Hele gecenin bu saati bu kadar karmaşık birşeyi açıklamaya kalkmak salaklık belki ama, yazmak için büyük bir istek duydum.
Başka bir örnek vereyim, bundan yaklaşık bir sene önce, yeni taşındığım evde internet yokken akşamları internet cafede takılırdım, bir iki ay devam etti, neredeyse her akşam oradaydım. Ve hep aynı radyo dinlenirdi, şu an anımsayamadım radyonun adını. Ve LANET OLASI radyoda hep aynı playlist çalardı, döne döne aynı şarkılar. Şimdi televizyonda (özellikle kral tv'de) ne zaman o şarkılara denk gelsem, burnuma bir sigara kokusu gelir. Aylarca o sigara kokusunu soluyarak aynı şarkıları dinledim. Beynim bu iki duyuyu bir şekilde birbirine bağlamış olabilir. Konu hakkında hiçbir bilimsel birikimim yok. Yalnızca bir süre aldığım psikolojik terapide doktorum şundan bahsetmişti. Beyin, bazen gereksiz bilgileri, yanlış bir şekilde birbirine bağlayabiliyor. Aslında alakası olmaması gereken şeyler birer zorunluluk gibi aksedebiliyor zihnimize. Ya da çok doğalmış gibi algılıyoruz. Örneğin, çok kötü bir olayın yaşandığı bir odanın kapısını açarken gözümüzün önüne o olayın gelmesi. Evet muğlak bir örnek oldu. Herneyse bu konuya fazla girmeyeyim, zira çok iyi hatırlamıyorum. Merak edenler için tedavisinin ismini söyleyebilmek isterdim ancak o da zihnimden çıkmış. Yalnızca sağ ve sol kulağa farklı sesler verirken o "yanlış bağlanmış bilgi" öbeği hakkında konuşmak, onu yeniden yapılandırmak gibisinden teknikleri vardı. Psikolojide ne kadar nesnellik oluyorsa bu teknik de o kadar nesnel tabii ki, belki de beni denek olarak kullandı eleman bilmiyorum.
Konuya dönersek, bu ses-duyu bağlantıları da bu şekilde olabilir mi? Paradise lost ile sıcak yaz gününün, ya da pencereden gelen büyükdere caddesinin araba seslerinin ne alakası var? Aynı şekilde Murat Boz ile sigara kokusu nasıl bağlandı? Bunu abartıp, belli bir ses-komut telkini yapılabilir mi? Hipnoz mu oldum ulan ben?! Malkavian'a vurdum iyice
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Böyle, bir yazıda ismimin geçmesi gururlandırdı beni, onu belirterek başlayayım yorumuma. Değişik oluyor lan. Ben de senden bahsedeyim bir dahaki girdimde. xD
YanıtlaSilBahsettiğin şeyi tam olarak anladım, bende de Funda Arar'ın "Sevda Yanığı" şarkısı lisede gittiğim "Mavi Net" isimli internet kafenin mavi kalın perdelerinin arasından sızan ışıklı ortamını ve Dungeon Siege oynadığım o huzurlu saatleri anımsatır. Aynı şekilde eski Metro grubunun şarkıları da yurt odasında FRP oynadığımız zamanları.. Ah eski günler..
Tabii ki beynimiz bazı anıları başkalarıyla ilintiliyor. Şarkılar bu konuda bayağı etkili, ama mesela neden bardak görmek aynı etkiyi uyandırmıyor? Bence olay hatırlatıcı unsurun eşsizliğinde. (Yunik yani.) Mesela camı boşluklu olup içinde simli yoğun bir sıvı bulunan çocukluğumuzun bardaklarından görsek o da nostalji yaptırırdı.
Bana öyle geliyor ki olay bilgilerin birbirine bağlanması değil, hepsinin aynı anda alınmasından dolayı aynı yerde tutulması. Ya da bilemedim, belki de öyle değildir. Taşaklı şey şu insan beyni. Sürekli aynı uyarıların gelmesinin etkisi falan da olabilir ama nasılsa bir yere varamayacağım için teori üretmeyi bırakacağım.
Ve bence kesin doktor seni denek olarak kullandı. =P